Prof. Dr. Erik Jan Zürcher (Türkoloji Bölümü, Universiteit Leiden):



Dürr-i meknûn


On yıl önce Türkoloji Bölümü eski öğrencilerinden Laban Kaptein, Eindtijd en Antichrist (ad-Daggāl) in de islam. Eschatologie bij Ahmed Bīcān [İslamiyette Dünyanın Sonu ve Deccal. Ahmed Bican'ın Eskatolojisi] adlı teziyle doktorasını tamamladı. Tez, Bican (“Cansız”) takma adlı  Gelibolu'lu  Türk dervişi Ahmed Yazıcıoğlu'nun, bir on beşinci yüzyıl kozmografisi olan Dürr-i meknûn'unda (Saklı İnci) dünyanın sonuna ilişkin düşünceler üzerine bir incelemeydi.  
Metinden çok etkilenen Laban, bu yapıtın bütününü, eleştirel-filolojik bir baskısını hazırlayarak Batılı okuyucunun dikkatine sunmaya karar verdi. Böylelikle Türklerin geç ortaçağ döneminde dünyayı tasavvurlarına ışık tutan son derece önemli bir metin zihniyet tarihi çalışmaları için bir kaynak olarak kullanılabilir hâle gelecekti.

  Maalesef bu proje için mali destek bulma çabaları başarısızlıkla sonuçlandı. Hollanda Bilimsel Araştırma Örgütü türü kurumlarda "yenilik getirici" ve "tematik" araştırmalara yapılan vurgu, çoğu kez, bizim uzmanlık alanımızın büyük bir kısmının bağımlı olduğu, eski el yazmalarının bilimsel bir biçimde gün ışığına çıkarılması  faaliyetinin öneminin gözden kaçırılmasına neden oluyor. 

  Ancak Laban destek bulamamış olmanın cesaretini kırmasına müsaade etmedi. Tezini verdiği tarihi takip eden on yılda (Çin ve İspanyol sanat ürünlerini ithal gibi çeşitli faaliyetlerinin yanı sıra) bu çetin işi tamamladı. Artık, Dürr-i meknûn’un Almanca eleştirel baskısı, De Goeje ve Dozy'den Barbara Flemming ve Remke Kruk'a kadar Leiden'den birçok oryantalistin katkıda bulunduğu filoloji geleneği için bir anıt olarak gözlerimizin önünde.

  Bu yapıt, bir kozmografiden bekleneceği gibi, ilk bölümlerinde evrenin doğuşunu ele alıyor ve kıyamet gününde bu dünyanın yok oluşu bölümüyle (Laban'ın ilk araştırma konusu) sona eriyor.  Kıyamet ise, Ahmed Bican'ın tahminine göre 19 Ekim 1591'de kopacaktır. Kitapta gizli bilgi, büyü, yabancı halklar ve uzak ülkeler gibi birçok üzerinde durulur.

  Kitabın baskısı mükemmel ve âdeta Hollanda'nın köklü tipografi ve kitap basım geleneğine gönderilmiş bir selam. Kapağı ceylan derisinden (Dürr-i meknûn’da geyiklerin yüceltilmesi üzerine düşüncelere bir atıf), elle ciltlenmiş. Batı tipografisinin yanı sıra Osmanlı Türkçesi'nin tipografisi hemen göze çarpıyor. Bu noktada da en gelişkin yazılım kullanılarak,  elle dizgi ve litografik baskının  masraflı olmaları nedeniyle ortadan kalkmış olduğu günlerin  kalitesi tutturulmuş.

(...).